 |
Site Ziyaretçileri |
 |
| Pazartesi | 98 |
| Salı | 109 |
| Çarşamba | 95 |
| Perşembe | 25 |
| Cuma | 100 |
| Cumartesi | 67 |
| Pazar | 120 |
| Toplam: | 403.439 Tekil Ziyaretçi |
| En Çok: | 449 |
| Çevrimiçi: | 1 Ziyaretçi |
| IP Adresiniz: | 216.73.216.215 |
|
|
|
 |
Garib |
 |
Bu kullanıcının Şiirleri:
Dec, 24 -10 22:02 Gül İle Bülbül Olmak (0)
Dec, 24 -10 22:02 Gözlerindeki Nem (0)
Dec, 24 -10 22:01 Göründü (0)
Dec, 24 -10 22:01 Gizli Aşk (0)
Dec, 24 -10 21:59 Gelip - Gitsin (0)
Dec, 24 -10 21:57 Garîb'im (0)
Dec, 24 -10 21:55 Ey İstanbul (0)
Dec, 24 -10 21:45 Dünya (0)
Dec, 24 -10 21:43 Dört Duvar Yalnızlık (0)
Dec, 24 -10 21:31 Doğmaya Geldim (0)
|
|
 |
Gül İle Bülbül Olmak |
 |
|
Gül İle Bülbül Olmak
Gül ile bülbül olmak, bu kadar da zor muydu?
Söyle, aşkım elinde yanıp duran kor muydu?
Kalbimdeki bu koru sana verdim o gece.
Sekiz yıllık cümlede o sadece bir hece.
|
|
 |
Gözlerindeki Nem |
 |
|
Gözlerindeki Nem
Nedendir, bu gözlerindeki nem?
Eğer hicran için ağlıyorsan,
Bilmelisin budur aşka sitem.
Kalbi kezzap ile dağlıyorsan,
Nedendir, bu gözlerindeki nem.
|
|
 |
Göründü |
 |
|
Göründü
Tuttu yine damarım, yol bana yâr göründü.
Gide gide yol bitti, bu âlem dar göründü.
Mâşûk menzilim idi, aşk bana ar göründü.
Açamadım sırrımı âh ile zâr göründü.
|
|
 |
Gizli Aşk |
 |
|
Gizli Aşk
Bir deva ararken, kalbindeki yaraya,
Sultan ol ne fayda! Acem mülkü saraya.
Sırrını saklı tut, hicran girsin araya.
Şehâded umulur, vuslat tehir Oraya.
|
|
 |
Gelip - Gitsin |
 |
|
Gelip - Gitsin
Mevzubahis aşk olsun, tükensin gün gelip bitsin.
İnanması nâmümkün, aşk dediğin gelip gitsin.
|
|
 |
Garîb'im |
 |
|
Garîb'im
Garîb'im, garipler dergâhına dikildi taşım.
Sanmasınlar edepsizce çevrildi başım.
Kelâmullah ü salât bu mekânda aşım.
Sır bende saklıdır, ben sırda fâşım.
|
|
 |
Ey İstanbul |
 |
|
Ey İstanbul
Ey İstanbul, İstanbul, nerde o eski yüzün?
Yığınlar arasında, kaybolmuş mânâ özün.
Kâinata fermandı, O hanede bir sözün!
Yâd edince mâzîyi, gözlerim yaşla doldu.
Gönül gülüm İstanbul, bilmem ki nasıl soldu?
Her yerinde sen kokar, her yerinde o devlet.
Nerde şimdi o hüküm? Nerde şimdi o servet?
Suların şu an balçık, topraklarında zillet.
Yâd edince mâzîyi, gözlerim yaşla doldu.
Gönül gülüm İstanbul, bilmem ki nasıl soldu?
Pas tutmuş minareler, birçoğu sanki direk.
Sessiz kalmış İstanbul, ona hoş seda gerek.
Bir zamanlar inlerdi, yer ve gök Hak diyerek.
Yâd edince mâzîyi, gözlerim yaşla doldu.
Gönül gülüm İstanbul, bilmem ki nasıl soldu?
On dört asır önceden, müjdelendi bir haber.
O ne güzel kumandan, o ne mübarek asker.
Küfran-ı nimet eder, şimdi haramzadeler.
Yâd edince mâzîyi, gözlerim yaşla doldu.
Gönül gülüm İstanbul, bilmem ki nasıl soldu?
Toprağın altında nûr, üstü nâra müstehak.
Altı için üstüne, şu an mühlet muhakkak.
Gün gelir bu nimeti, bizlerden alırsa Hak.
Yâd edersin mâzîyi, gözlerin yaşla dolar.
Kalbde gülken İstanbul, küffar hükmünde solar.
|
|
 |
Dünya |
 |
|
Dünya
Bir boşlukta yüzüyor, cümle alem, cümlemiz.
Nerde ve nasıl, ne zaman öleceğiz?
Hiç kimse düşünmüyor, hangi yolda kalbimiz.
Zevk ü sefa sürmeye gönderildik sanki biz!
Gaflet perdesinin önü,
Acep gerçek dünya mı?
Yoksa yok olmaya mahkum,
Maddeden bir rüya mı?
Mabudu dünya olanlar,
Bu sürülen sefa mı?
Hasret, korku, ölüm var.
Düşünün yoksa cefa mı?
Bir çok insan geldi geçti.
Kim alıp, gitti onu?
Dünya gölgen misali.
Koşmanın yoktur sonu.
Kovalarsan o da kaçar.
Sonu gelmez bil bu işin.
Sen kaçarsan, o kovalar.
Doğrusu bu. Seçim senin.
|
|
 |
Dört Duvar Yalnızlık |
 |
|
Dört Duvar Yalnızlık
Nerde hayallerdeki saadet?
Kalbimde bir sızıdır ayrılık.
Umarken karanlıktan bir medet.
Bana miras dört duvar yalnızlık.
Çekilir mi bir ömür bu cefa!
Kalbim kan ağlar, canan bivefa.
Beklerken kavuşmayı son defa,
Bana miras dört duvar yalnızlık.
Sevda karası içimde saklı.
Fikri sürgün etti mecnun aklı.
Cümle aşık vuslata meraklı.
Bana miras dört duvar yalnızlık.
|
|
 |
Doğmaya Geldim |
 |
|
Doğmaya Geldim
O kadar sâkinim, o kadar durgun.
Kim bilir belki de birazcık yorgun.
Bittiyse vefâsız hakkımda sorgun.
Öldüren hicranda doğmaya geldim.
Bu aşkın gölgesi aldattı bizi.
Kaybolmaz zannettik, ufukta izi.
Battı aşk güneşi, kalmadı gizi.
Yarının sabahı doğmaya geldim.
Şu anda yakıyor, fîrak ateşi.
Kavurmuştu zaten, vuslat güneşi.
Her dem çektiğimin, yoktur bir eşi.
Ne senle ne sensiz doğmaya geldim.
|
|
Untitled Document
 
|
|